Kaygı Bozuklukları

Kaygı, herkesin yaşadığı doğal bir duygudur; ancak kontrol edilemeyecek kadar yoğun olduğunda hayatın akışını etkileyebilir. Sürekli endişe, panik ataklar, yoğun stres, bedensel gerginlik ve “bir şey olacakmış” hissi kaygı bozukluğunun en yaygın belirtilerindendir.

Psikolojide kaygı, nesnesi olmadığı için korkudan ayrılan bir huzursuzluk hali olarak tanımlanıyor. İnsan neyden korktuğunu bilir ama kaygı uyandıran durum, mekan ve kişi fiziksel olarak var olmadan da rahatsızlık verebilir. Kaygı aynı zamanda benlik, varoluş ve özgürlük gibi kavramlarla ilişkilendirilmesi sonucunda ontolojik bir anlam da kazanmıştır. Kaygı kavramını varoluşçuluğa kazandıran düşünür Kierkegaard, kaygının, ruhsal bir varlık olduğu için yalnızca insanoğlunda olduğunu söyler ve ekler ‘Kaygı, geleceğe yönelik bir hiçlik durumudur ve insanın gelecekteki olanakları karşısında duyulur. Çünkü insanın olanakları aynı zamanda olmama durumunu da kapsar’ Felsefenin işin içine girmesi her zaman zenginlik katmıyor mu?

Psikanalist Salman Akhtar ise doğası ne olursa olsun kaygının fiziksel kaçışla kontrolünün olmadığını söyler ve ekler ‘İnsan korkudan kaçabilir ama kaygıdan kaçamaz’ Analistler yine çok net.

O halde tüm duyguları olduğu gibi kaygıyı da tanımak önemli madem kaçılamıyor ‘Nasıl tecrübe ediliyor? Kaynağı nerede? Nasıl baş edilebilir?’ Kimlerden destek almalı?’ ‘İşlevsel bir sonuç için bu defa hangi kapıları açmalı?’ sorularına cevap vermeye çalışmak kaygıyı tanımak için iyi bir başlangıç olabilir.

Randevunu oluşturmak istersen bizimle iletişime geçebilirsin...